Cennetle ile ilgili Sözler

Cennet ile ilgili sözler sayfamızda cennet hakkında söylenmiş güzel cennet ile ilgili sözleri bulabilirsiniz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v)’in de cennetle ilgili sözleri burada. Buyrun cennetle ilgili sözler;

Cennet güçlük ve zorluklarla, Cehennem de şehvetlerle kuşatılmıştırHZ MUHAMMED

Ateş, benim yıkayan, yuyan, emziren annem,

Bir arınma kurnası olsa gerek cehennemNECİP FAZIL KISAKÜREK

Aptalların cenneti akıllılar için cehennemdir. Thomas Fuller

Cehenneme, kalplerini günahlarla üşütenler girer. Abdulkadir Geylani

Cehennem dediğin dal odun yoktur, herkes ateşini kendi götürür. Pir Sultan Abdal

Cennet güçlük ve zorluklarla, Cehennem de şehvetlerle kuşatılmıştır. Hadis-i Şerif

Cennete giden yol dünyadaki vazifeleri başarmaktır. Pestalozzi

Cennetin de, cehennemin de anahtarı kılıçtır. Hadis-i Şerif

Cennet’in iyileştiremeyeceği hiçbir acı yoktur dünyada. Moore

Dünyayı kendime Cehennem yaparak, gökyüzündeki Cennet’i kazanmak istiyorum. Lord Byron

İçimizdeki cehennemin çektirdiği acıları ne kulak duyabilir, ne de dil söyleyebilir. Lord Byron

Ya Rabbi! Biz dünyada güneşin sıcağına dayanamazken cehennemin hararetine nasıl dayanalım? Ömer B.Abdülaziz

Dünya üç gündür: dün bugün ve yarın, dün geçti,yarının geleceği belli değil,öyle ise bugünün kıymetini iyi bilelim

Peygamber Efendimiz (sav)’in Cennet ile İlgili Sözleri

… Kadının boynundaki incilerin bir tanesi garble(Batı) şark(Doğu) arasını aydınlatır… Başında bulunan taçların en küçük incisi de yine şarkla garb arasını aydınlatır.

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8)

Bir kerpici gümüş, bir kerpici altın, harcı keskin kokulu misk, döşemesi inci ve yakut, toprağı ise za’feran olup, oraya giren mutlu olur, umutsuz olmaz, ebedi olur, ölmez…

(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10088)

… Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferan (safran)dır …

((Tirmizi); Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)

Gurfeler (cennet köşkleri) kırmızı yakut, yeşil zebercet (zümrüt) ve beyaz incidendir. Onlarda hiçbir kusur ve ayıp yoktur. Cennet ehli bunlara, sizin gökte, doğu ve batıdaki parlak yıldızlara baktığınız gibi bakarlar…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 225/6)

Cennette öyle köşkler vardır ki, içindeki dışındakini, dışındaki içindekini görür…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/9)

Cennette gurfeler vardır. Dışları içlerinden, içleri dışlarından görünür.

(Kütüb-i Sitte-14, s. 447/2)

Cennette bir köşk vardır. Etrafı burçlar (hisar, kule), otluk, sulak yerlerle çevrilidir. Beş bin de kapısı vardır…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/5)

Bir gün Resulullah, “Cennette öyle köşkler vardır ki, ne kendisini yukarıya bağlayacak çengelleri ve ne de altında direkleri vardır” buyurdu. Bunu dinleyen Ashab, “Ey Allah’ın Resulü, o köşklerin ehli oraya nasıl girecek?” diye sordu. Resulullah (a.s.m.), “Onlar kuşlar misali uçarak girecekler” buyurdu. Cennette “Reyyan” denilen bir nehir vardır. Üzerinde mercandan bir şehir kurulmuştur. Onun altın ve gümüşten yetmiş bin kapısı bulunur. İşte bu, hamil’i Kur’an’a mahsustur.

(Ramuz el-Ehadis-2, s. 326/4)

Cennet binalarının bir tuğlası altın, bir tuğlası gümüş, harcı misk, çakılı inci ve yakut ve toprağı da safrandır…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 200/6)

Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) şehirler vardır ki, onlar cennete yıldızlar gibi ışık verirler…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/6)

Cennetin içinde inciden bir saray vardır. O sarayın içinde kırmızı yakuttan yetmiş konak vardır. Her konağın içinde yeşil zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) yetmiş ev vardır. Her evin içinde yetmiş taht, her taht üzerinde de her renkten yetmiş yatak vardır. Her evin içinde yetmiş sofra, her sofranın üzerinde de yetmiş çeşit yemek vardır. Keza her evin içinde yetmiş adet hizmetçi vardır…

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 323/554)

Muhakkak ki cennet saraylarından bir sarayın içinde yetmiş menzil (yer, dünya, ev) bulunur. Her menzilde, içerisine girilmek üzere yetmiş kapı, her kapının da diğerinden girmekte olan kokudan başka cennet kokularından koku girer…

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 323-324/555)

Muhakkak ki cennette (mümin için) içi boşaltılmış bir tek inciden bir çadır vardır. Bu çadırın eni altmış mil (yaklaşık 100 km) mesafe genişliğindedir. Bunun her köşesinde (mümine mahsus) birtakım ev halkı vardır ki onlar başkalarını (yani birbirlerini) göremezler. (Ancak) Mümin onları dolaşıp ziyaret eder.

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 325/560)

Cennette mü’minin yüksekliği altmış mil (yaklaşık 100 km) olan bir inci çadırı vardır.

(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10091)

Genişliği de öyle (yani altmış mildir). Orada mü’minin aileleri bulunacak. Mü’min onları bir bir dolaşacak…

([(Buhari, Müslim ve Tirmizi); Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 408/10092)

Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksen bin hizmetçisi vardır. Onun için inciden, zebercedden (zümrüt benzeri kıymetli bir taş) ve yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Câbiye’den San’a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.

((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı- 5, s. 412/10114)

Muhakkak cennette bir çarşı vardır ki melekler orayı ziyaret ederler. Orada gözlerin mislini görmediği, kulakların duymadığı ve kalplere gelmeyen nimetler vardır. Canımızın istediği herşey bize getirilir. Fakat orada satılan ve satın alınan hiçbir şey yoktur. O çarşıda cennet halkının bazısı diğer bazısı ile karşılaşır. Yüksek menzil ve mevki sahibi döner de mevki bakımından kendinden aşağı derece olan kimse ile karşılaşır. Onların içinde herhangi bir şeyi eksik olan kimse yok ki karşılaştığının üzerine gördüğü süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet bürünür. Şu muhakkak ki cennette hiçbir kimsenin üzülmesi, kederlenmesi yoktur.

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 325-326/563)

Şüphesiz ki cennette bir çarşı vardır. Fakat orada hiçbir şeyi satın almak ve hiçbir şeyi satmak yoktur. Ancak erkekler ve kadınlar suret ve şekilleri vardır. Binaenaleyh orada hangi kılığı istediğinde ona girecektir

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 326/564)

Muhakkak cennette öyle çarşılar var ki orada alışveriş yoktur. Fakat cennet ahalisi oraya vardığı zaman taze ve parlak inci ve misk toprak üzerine yaslanarak otururlar. Dünyada oldukları gibi o cennetlerde tanışırlar. Dünyada nasıl olduklarını ve Rablerine ibadetlerinin nasıl olduğunu, geceleri nasıl ihya ettiklerini, gündüzleri nasıl oruç tuttuklarını, dünyanın zenginliği ile fakirliğinin nasıl olduğunu, ölümün nasıl olduğunu ve … nasıl cennet ahalisinden olduklarını konuşup müzakere (ve sohbet) ederler.

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 326/565)

Sidretü’l-Münteha ağacının meyvesinden her bir meyve yarılınca içinden yetmiş iki renk ve çeşit yemek çıkar ki orada öbürüne benzeyen hiçbir renk ve çeşit yoktur.

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 312/517)

… Cennetin meyvesindan koparınca, yerine yenisi biter.

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 98/9)

Bir köylü Arap, “Ey Allah’ın Resulü cennetin içinde meyve var mıdır?” diye sordu. Resulullah: “Evet Tuba denilen bir ağaç vardır” buyurdu. O zat: “Ya Resulullah bizim arazimizdeki hangi ağaç ona benzer?” dedi. Resulullah: “Senin arazindeki ağaçlardan hiçbir şey ona benzemez. Fakat sen hiç Şam’a geldin mi? Çünkü orada ceviz denilen bir ağaç var ki bir gövde üzerine biterek yukarısı -yani dalları- yayılır. İşte bu ağaç Tuba ağacına benzer” buyurdu. O zat: “Ya Resulullah, o ağacın dip gövdesinin kalınlığı ne kadardır?” dedi. Allah’ın Resulü: “Senin ev halkının develerinden beş yaşına basan genç bir deve yola çıksa dibini dolaşıp kuşatamaz da nihayet ihtiyarlığından boynu kırılır” buyurdu. Köylü Arap: “Cennette üzüm var mı?” diye tekrar sordu. Resulullah: “Evet vardır” buyurdu. O zat: “O üzümün salkımının büyüklüğü ne kadardır?” dedi. Resul-i Ekrem: “Alaca karganın hiç durmadan bir aylık uçup gideceği mesafe kadar” buyurdu. O zat: “O üzümün taneleri(nin büyüklüğü) ne kadardır?” dedi. Allah’ın Resulü: “Büyük kova gibidir” buyurdu. O zat: “Ey Allah’ın Resulu, o üzüm tanesi beni ve ev halkımı muhakkak doyurur” dedi. Resulullah: “Evet seni ve ev halkını ve akrabanın ekserisini doyurur… Cennetin hurması ağacın dibinden dallarına doğru intizamlı bir şekilde yığılıp istif edilmiştir. Meyveleri büyük testiler misalidir. Ne zaman bir meyve koparılsa yerine başkası gelir. Cennetin suyu çukur olmayan yerlerden akar. Cennet üzümünün her bir salkımı on iki arşındır.”

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 312-313/518)

Bir kişi, “Ya Resulullah cennetin içinde hurma var mıdır? Çünkü ben hurmayı seviyorum” diye sordu. Resulullah: “Evet vardır. … cennet hurmalarının altından dalları vardır. Budaklarının başları altındandır. Altından budakları vardır. Alemlerden herhangi bir kimsenin görmekte olduğu elbiselerin en güzeli gibi yaprakları vardır. Altından hurma salkımları vardır. Hurma salkımlarının çöpü de altındandır. Altından hurma tanesinin dibinde yapışık pul gibi şeyler vardır. Büyük küpler gibi meyveler var ki (onlar) köpükten yumuşak, baldan tatlıdır.”

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 315/522)

Cennetteki hurma ağacının dalları kırmızı altındır. Sapları yeşil zümrüttür. Yaprakları ipek gibidir. Meyvesi kule gibi iri taneli, kaymaktan yumuşak ve çekirdeksizdir.

(Ramuz el-Ehadis-2, s. 451/4)

Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi astarlı dış elbiseleridir. Cennet hurmasının meyvesi büyük testiler ve kovalar gibidir. Sütten daha beyaz, baldan tatlı, köpükten yumuşaktır. İçinde de çekirdek yoktur.

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 314)

Peygamber Efendimiz (sav) bir tabak incir hediye edilip ondan yedi ve sahabelerine: “Bundan yeyiniz. Eğer ben bir meyvenin cennetten indiğini söylersem işte cennetten inen meyve bu incirdir.” buyurdu.

(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)

Karpuzdan faydalanınız ve ona ta’zim (saygı) ediniz. Çünkü onun suyu cennetten, tadı da cennet tadındandır… karpuz cennet (meyvelerin)dendir.

(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)

Dünyada cennet meyvesine benzeyen şey ancak muzdur. Çünkü Allah Teala (cennetin yemişi hakkında), “Onun yemişleri devamlıdır”, buyurmuştur. Sen ise muzu, yaz ve kış senenin her mevsiminde bulabilmektesin.

(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 312-313)

Cennet halkının ekmek katığının en faziletlisi, en nefisi ettir. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 363/654)

Cennette senin canın kuş isteyecek. Hemen kızartılmış olarak önüne getirilip konacaktır.

(Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 414/10123)

Cennetteki huriler yakut ve mercan gibidirler. Adam onlardan birinin yüzüne bakar da, kendini onun yanağında, aynada gördüğünden daha berrak görür. Onların incilerinin en ednası (en küçük, en önemsiz) şark ile garbi ışıklandırır.

(Ramuz el-Ehadis-2, s. 337/7)

Cennet ehlinin vücudu kılsız, yüzü sakalsız, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz (tükenmez), elbiseleri eskimez.

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)

… Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaşmaz. Elbisesi eskimez, gençliği kaybolmaz.

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)

“Ya Resulullah! Allah Teala’nın: ‘İri gözlü hurilerdir’ (Vakıa Suresi, 22) sözünü bana anlat” dedim. “Onlar beyaz tenli, iri gözlü, kara kuşun kanatları gibi sürmelidir” dedi. “Ya Resulullah! Allah’ın: ‘sanki o kadınlar birer yakut ve mercandır’ (Rahman Suresi, 58) ayetini anlat” dedim. “Onlar el değmemiş sedefteki inci gibi güzeldirler” dedi. “Ya Resulullah! Allah’ın: ‘O cennetlerde iyi ahlaklı güzel kadınlar vardır’ (Rahman Suresi, 70) ayetini anlat” dedim. “Onlar çok güzel huylu ve güzel yüzlüdürler” buyurdu. “Ya Resulullah! Allah’ın: ‘Onlar, toz konmamış yumurta gibidirler’ (Saffat Suresi, 49) ayetini anlat” dedim. “Onlar yumurtanın zarı gibi beyaz ve naziktirler” dedi. “Ya Resulullah! Allah’ın: ‘Kocalarına sevimli ve birbirlerinin akranıdırlar’ (Vakıa Suresi, 37) ayetini söyle” dedim. “Onlar dünyada ihtiyar, gözleri çapaklı, saçları ağarmış ve zayıf olarak ölmüşken, Allah onları cennette bakire, kocalarına sevimli, aşık ve bağlı, birbirlerinin akranı kılacak” buyurdu. “Ya Resulullah! Dünya kadınları mı üstündür, yoksa iri gözlü huriler mi?” dedim. “Elbisenin yüzü astarından kıymetli olduğu gibi, dünya kadınları da hurilerden üstündürler” dedi. “Neden ya Resulullah?” dedim, şöyle açıkladı: “Namazları, oruçları ve Allah’a ibadetleri sebebiyle Allah onların yüzlerini nurlandırır, kendilerine ipek elbiseler giydirir. Onların tenleri beyaz, elbiseleri yeşil, ziynetleri sarı, buhurdanlıkları (tütsülükleri) inci ve tarakları altındır. Onlar şöyle söylerler: “Biz burada ebedi kalacağız. Biz sevimli ve mutluyuz. Asla üzülüp sıkılmayız. Başka aleme göçmeden hep burada kalacağız. Biz bu halimizden memnunuz ve herşeye razıyız. Hiç kimseye kızmaz ve öfkelenmeyiz. Ne mutlu kendilerine eş olduğumuz ve bize eş olan kimselere.”

(Gençlik ve Ölüm, s. 422-423)

… Hurilerden her kadının üzerinde yetmiş kat elbise vardır ki birinin rengi diğerinde yoktur. Keza kendisine diğerinde bulunmayan yetmiş çeşit renkli koku verilir. Hurilerden her kadın için, inci ile süslenmiş kırmızı yakuttan yetmiş taht, her taht üstünde yetmiş döşek, her döşek üzerinde koltuk vardır. Hurilerden her kadın için ihtiyacı ve hizmeti için yetmiş bin hizmetçi kız ve yetmiş bin hizmetçi erkek vardır. Her hizmetçinin beraberinde, içinde çeşitli yemek bulunan altından tepsiler vardır ki müminlerden biri öbüründe önceki kapta bulamadığı tadı, lezzeti bulur…

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 333/591)

Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her Cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarı eser, elbiselerini ve yüzünü okşar. Bunun tesiriyle hüsün (güzellik) ve cemalleri (yüz güzelliği) artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleşmiş olarak dönerler. Hanımları: “Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış!” derler. Erkekler de: “Sizler de Allah’a kasem (yemin) olsun, bizden sonra çok daha güzelleşmişsiniz.” derler.

(Müslim), Kütüb-i Sitte-14, s. 433/16)

… Eğer cennet ehli kadınlarından bir kadın yer ehline görünseydi, dünyayı ve içindekileri aydınlığa boğar ve ikisinin arasını da güzel koku ile doldururdu…

((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10095)

… Orada muazzam köşkler, geniş nehirler, bol ve olgun meyveler, güzel ve dilber zevceler (kadın, eş), ebedi pek çok ve renkli güzel elbiseler vardır. Orası yüksek, güzel ve selim yurtlardan parlak hayat sürülen bir yerdir…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1)

… Onların içinde herhangi bir şeyi eksik olan kimse yok ki karşılaştığının üzerinde gördüğü süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet bürünür…

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 325-326/563)

… Cennetin giyecekleri dokunmaz. Cennetin meyveleri yarılır da ondan elbise çıkar…

(Tezkire-i Kurtubi-1, s. 21)

Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi astarlı dış elbiseleridir…

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 314)

… Üzerinde yetmiş kat elbisesi olur. En aşağısı Tuba ağacından yapılmış, gelincik çiçeği gibi…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8)

Cennette öyle bir ağaç var ki bir süvari gölgesinde yetmiş yahut da yüz sene gider (de bitiremez). O huld -ebedilik- ağacıdır… Cennette bir ağaç var ki, bir kimse dört yaşına girmiş bir dişi deve yavrusuna yahut da beş yaşına girmiş olan bir dişi deveye binmiş olsa da sonra ağacın dip tarafındaki gövdesini dönmeye başlasa hareket ettiği yere ulaşmadan deve ihtiyarlayarak düşer… Onun taze dalları cennet surlarının ötesindekilere ulaşmaktadır. Cennetteki her ırmak muhakkak o ağacın dibinden çıkmaktadır…

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 311/513)

Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüzyıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İsterseniz şu ayeti okuyun: “Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar.”

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/9)

… Tuba cennette bir ağaçtır. Büyüklüğü yüz yıllık yer tutar. Ve cennet elbiseleri de onun tomurcuklarından yapılır.

(Ramuz el-Ehadis-2, s. 313/7)

… Cennet ağaçlarının dip gövdesi inci ve altın, yukarısı da meyvedir.

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 315/523)

Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/10)

Bu ağaçların dalları kurumaz, yaprakları dökülmez, suyu kaybolmaz, meyvesi tükenmez.

(İlahi Dinlerde Cennet İnancı, s. 54)

Cennet ırmakları, misk dağlarının yahut da misk tepelerinin altından çıkar.

(Tezkireti’l Kurtubi, s. 307/501)

Ehli cennetin ziynetleri, abdest suyunun eriştiği abdest yerlerini bulur.

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 247/7)

Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) şehirler vardır ki, onlar cennete yıldızlar gibi ışık verirler…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/6)

Cennette, yay kadar bir yer, Güneş’in üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır.

(Kütüb-i Sitte-14, s. 429/2)

Gümüş tuğladan ve altın tuğladan! Harcı da kokulu misk. Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferandır…

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)

Sana, arşın altından, cennet hazinelerinden bir söze delalet edeyim mi? Şöyle dersin: “La havle vela kuvvete İlla Billah” (Allah’tan başka ne men edecek ve ne de yapacak bir kuvvet vardır.) O zaman Allah buyurur ki: “Kulum teslim oldu ve selamet buldu.

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 166/3)

Ehli cennetin en aşağı dereceli olanının cennetteki mülkünü temaşası (seyretmesi, gezmesi) iki bin sene sürer ve bu mülkün en uzak kısmını en yakını gibi görür…

(Ramuz el-Ehadis-1, s. 113/8)

Eğer cennette olan şeylerden bir tırnaklık miktar görünseydi yer ile gök arasını süse boğardı. Eğer cennet ehlinden bir adam görünüp bileziklerini gösterseydi, Güneş’in yıldızların ışıklarını bastırdığı gibi Güneş’in ışığını bastırırdı.

((Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10096)

Cennetliklerin başlarında taçlar vardır. Taçtaki tek inci, meşrık (Doğu) ile mağrib (Batı) arasını aydınlatır.

((Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6)

Evet sıra sizde: Sizde buradakilerden farklı ve yeni cennet ile ilgili sözünüzü yazmak için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz. NazlimCafe.com

Güzel Sözler Diğer Alt Başlıklar

Anlamlı sözler
Aşk sözleri
Sevgi sözleri
Aile için sözler
Aşk espirileri
Ayrılık sözleri
Aldatma sözleri
Ağır sözler Ağır abi sözleri
Duygusal sözler
Etkileyici sözler
Espirili sözler
Komik sözler
Romantik sözler
Sevgi sözcükleri
Sitem sözleri
Nefret sözleri
Kısa ihanet sözleri
ingilizce sözler
ingilizce komik sözler
ingilizce aşk sözleri
ingilizce atasözleri
ingilizce özlü sözler
iyi geceleler sözleri
özlü sözler
özlü aşk sevgi sözleri
özlem sözleri
Hasret sözleri
Yalnızlık sözleri
Damar sözler
Arabesk sözler
Jilet sözler
Delikanlı sözleri
Harbi sözler
Baba sözler
Kral sözler
Serseri sözleri
Racon sözler laflar
Mafya sözleri
Kurtlar vadisi sözleri
Acı acılı sözler
üzüntülü sözler
Kapak sözler
ölüm sözleri
isyan isyankar sözleri
Kısa sözler
Almanca aşk sözleri
Almanca atasözleri
Almanca özlü sözler
Asker sözleri
Bilinmeyen sözler
Sevgiliye güzel sözler
Almanca güzel sözler
Spor sözleri
Beşiktaş sözleri
Fenerbahçe sözleri
Galatasaray sözleri
Ramazan Bayramı sözleri
Elveda sözleri
şirin sözler
Sağlık sözleri
Kötü sözler
öğrenci sözleri
öğrenci sözlüğü
üzücü sözler
Kırıcı sözler
Ramazan Ramazanla ile ilgili sözler
Oruç Oruçla ile ilgili sözler
Mutluluk sözleri
Enteresan sözler
Makara sözler
Yeni sözler
Cep sms sözleri
Geyik sözler
Süslü sözler
Sinir edici sözler
Sempatik sözler
Kaliteli sözler
Kötülükle ile ilgili sözler
Küçük sözler
Kıymetli erdemli sözler
Kibar sözler
Komik özlü sözler
ilahi sözleri
Manyak sözler
Milli sözler
Unutulmaz Aşk sözleri
Platonik aşk sözleri
Rap sözleri
Sevimli sözler
Sert sözler
Sihirli sözler
Sevenler için sözler
Sıradan sözler
Özel sözler
Özgür sözler özgürlük sözleri
Ürpertici sözler
Ülkücü sözleri
Yalanla ilgili sözler
Küçük Emrah sözleri
İyi sözler
Umut sözleri
Ufak sözler
Uğurlu sözler
Janjanlı sözler
Cumhuriyet Bayramı sözleri
Deli dolu sözleri
Dini sözler
Dostluk sözleri
özenli sözler
özür sözleri
Pişmanlık sözleri
özür dileme sözleri
Manalı sözler
Mevlana sözleri
Harika sözler
Süper sözler
Tatlı sözler
Evlilik evlenme teklifi sözleri
çocuklarla ilgili sözler
ilginç sözler
Geçmiş olsun sözleri
Farklı sözler
Değişik sözler
Efsane sözler
Unutulmaz sözler
Orjinal sözler
iltifat sözleri
Değerli sözler
Hoş sözler
Hüzünlü sözler
Kırgınlık sözleri
Bomba sözler
Karizma sözler
Teklif sözleri
Aşkla ile ilgili sözler
Aşık edici sözler
Sevmekle ile ilgili sözler
Ağlatan sözler
Anlamsız sözler
Akıllı sözler
Acımasız sözler
Adam gibi sözler
Af dileme sözleri
Zalim sözler
Barış barışma sözleri
Büyüleyici büyülü sözler
Bilgisayar sözleri
Can alıcı sözler
Can yakan can yakıcı sözler
Candan sözler
Cennetle ile ilgili sözler
Cehennemle ile ilgili sözler
çılgın sözler
Dikkat çekici sözler
çapkınlar için sözler
Düğün Davetiye sözleri
Dertli sözler
Duyulmamış sözler
Dramatik sözler
Dokunaklı sözler
Doğru sözler
Efkarlı sözler
Eski sözler
Eski sevgiliye söylenecek sözler
Eğitimle ile ilgili sözler
Atatürkün eğitimle ile ilgili sözleri
Erkekler için sözler
Kadınlar için sözler
Fedakarlık sözleri
Fransızca güzel sözler
Hollandaca güzel sözler
Hatıra sözleri
Havalı sözler
Uyuz sözler
Kocam için sözler
Karım için sözler
ürkütücü sözler
Korkuyla ilgili sözler
Küsmekle ile ilgili sözler
Hayatla ile ilgili sözler
Muhteşem sözler
Mektup sözleri
Nasihat sözleri
Neşeli sözler
Gıcık sözler
Gülle ile ilgili sözler
Gıybetle ile ilgili sözler
Gurur verici sözler
Kardeşlik sözleri
ibretlik sözler
içten sözler
iftar sözleri iftar duaları
inci sözler
itici sözler laflar
intihar sözleri
intikam sözleri
insanla ilgili sözler
iğneli iğneleyici sözler
Terk edilme sözleri
Tekerlemeler Tekerleme sözleri
Kamyon arkası sözleri
Araba arkası yazıları
Motor sözleri yazıları
Minibüs yazıları sözleri
Kamyon arkası yazıları
Kısa şöför sözleri
Düşündürücü sözler
Zehir gibi sözler
Şekilli renkli sözler
Vefat taziye sözleri
Yararlı faydalı sözler
Yıkıcı sözler
Kıl sözler kıl edici sözler