Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan il başkanları toplantısında yaptığı açıklamada il başkanlarına demokratik açılımı tek tek anlatın talimatı verdi. Hatta demokratik açılım hakkında o kadar çok açıklayacı bilgiler verildiki bunlar bir kitapcıkta toplandı. İşte o kitapçıktan başlıklar ve özet;
AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı, ‘demokratik açılım’ı halka anlatmak için, ‘Soruları ve Cevaplarıyla Demokratik Açılım Süreci’ başlıklı bir kitap bastırdı. 30 soruya verilen 30 cevaptan oluşan kitapçıkta, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kesinlikle affedilmeyeceği, PKK silah bırakmadıkça oparasyonların devam edeceği ve koruculuk sisteminin, terör sona erinceye kadar devam edeceği kaydedildi.
Kitapçıkta, terörle mücadele ederken hayatını yitirenlerin ‘ölümlerin ve gözyaşının durmasıyla ruhlarının şad olacağına’ işaret edildi. Kitapçıkta, Türkiye’nin tek devlet, tek millet, tek bayrak prensibinden taviz vermesinin asla söz konusu olmadığına işaret edilerek, tek millet kavramının tek ırk anlamına gelmediği vurgulandı.
Kitapçıkta, Türkçe dışında başka bir dille eğitimin olmayacağına dikkat çekilerek, “Türkçe resmi dilimizdir ve öyle olmaya devam edecektir. Resmi dil konusunda bir değişiklik gündemde hiç olmadı, olmayacak” ifadesine yer verildi. “Demokratik açılım süreci ile terör bitirilecek mi?” yönündeki bir soruya ise bölgede demokratik iradenin güçlenmesi, sivil toplumun gelişmesi, insanların hür iradesiyle varlıklarını göstermeye başladığı, terör örgütünün paniğe kapıldığına dikkat çekildi. Kitapçıkta, teröre harcanan paranın 300 milyar doları aştığı kaydedildi.
Kitapçıkta yer alan bazı sorular ve cevapları şöyle:
SORU: Evlatlarımızı boşuna mı şehit verdik?
CEVAP: Bugünkü birlik ve beraberliğimizi şehitlerimizin ve gazilerimizin varlığına borçluyuz. Eğer bu ülkede terör örgütünün çabalarına rağmen Türk-Kürt çatışması olmamışsa bu konuda şehitlerimize ve gazilerimize çok şey borçluyuz. Şehitlerimizin ruhu, ülkede daha fazla şehit verilmesiyle, daha fazla ölüm yaşanmasıyla değil tam tersine ölümlerin ve göz yaşının durmasıyla şad olacaktır.
SORU: Abdullah Öcalan’ın affı veya yeniden yargılanması söz konusu mu?
CEVAP: Abdullah Öcalan’ın affedilmesi veya yeniden yargılanması kesinlikle söz konusu değildir ve olamaz. Böyle bir sürecin hukuki olarak gerçekleşmesi de mümkün değildir.
SORU: Açılım terör örgütüne verilen bir taviz midir?
CEVAP: AKP Hükümeti hiçbir illegal yapı ve oluşuma asla taviz vermez. Silaha çiçekle karşılık verilmez
SORU: Sürece rağmen terör devam ederse ne olacak?
CEVAP: Dünyanın hiçbir yerinde size silahla saldıranlara siz çiçek buketleri ile karşılık veremezsiniz. Kısa vadede silaha karşı silahla mücadele edilir. Ancak hiçbir zaman silahla kesin ve kalıcı çözüm elde edilememiştir.
SORU: MHP’nin aşırı tepkisinin nedeni nedir?
CEVAP: Geçmiş seçimlerin gerçekleştirdiği koşullar ile sonuçlarını sosyolojik bir tahlile tabi tuttuğumuzda terörün artış gösterdiği dönemde MHP’nin oylarında bir artışın medyada geldiği görülmüştür.
SORU: Suç işlemediği tespit edilen örgüt mensupları dağdan indikleri zaman kendimizi güvende hissedebilecek miyiz?
CEVAP: Bu insanların eli silahlı birer terörist olarak dağlarda olmaları mı iyi, silahı bırakıp ailelerinin yanlarına dönmeleri mi iyi?
SORU: Koruculuk sistemi ne olacak?
CEVAP: Terör devam ettiği sürece koruculuğun ortadan kaldırılması söz konusu olamaz. Terörün bitmesi halinde mevcut korucuların mağduriyetine yol açmayacak bir düzenlemeye gidilecektir. Maddi menfaat teklif edilmeyecek
SORU: Silah bırakan örgüt üyelerine iş, para ve konut verilecek mi?
CEVAP: Hayır, doğru değildir. Hükümet, hiçbir terör örgütü mensubuna maddi menfaatler karşılığında silah bırakma teklifinde bulunmamıştır, bulunmayacaktır.
SORU: Dağdan inenler suç işlerse ne olacak?
CEVAP: Dağdan inmek kimseye dokunulmazlık kazandırmaz. Silahları bırakıp normal hayata döndükleri zaman suça bulaşırlarsa herhangi bir vatandaş hangi muameleye tabi ise onlar da aynı muameleye tabi tutulur.
SORU: Açılım sonucunda referandum yapılacak mı?
CEVAP: Hayır. Çünkü temel hak ve özgürlükler referandum konusu olamaz.
Kitapta, AK Parti İstanbul milletvekili Nursuna Memecan’ın eşi, Salih Memecan’ın çizdiği ve Sabah Gazetesi’nde yayınlanan, 16 karikatür de yer aldı
Yazan: KARACABEY, Kaynak: Cihan Haber Ajansı
YUZLERCE KISIYLE TANISIP ARKADAS BULMAK ISTIYORSANIZ SIZDE BUYRUN GELIN
PuHu
01 Mart 2010 - 12:43
Çok merak ediyorum bu acılım sizce ne kadar uygulandı yada uygulanıyor.Terör örğütüne verilen tavizlerin sayısı belli değil.evlatlarını şehit veren ,insanların kanlarıyla acılım olmaz olamaz.Bunuda en iyi şehit veren kişiler bilir …!
önder gürbüz
25 Ocak 2010 - 14:36
Siyasal kültür
Kavaldan akordiyon sesi alamazsınız, kaval kavaldır…
Gerektiği zaman gerektiği tepkiyi gösteremezseniz eğer, sorumlusu sizden başkası olmaz!
Dedikten sonra sizlere bir soru yöneltmek istiyorum.
Türkiye’de istifa mekanizması neden işlemiyor?
Çünkü zamanı geldiğinde hesap sormasını beceremiyoruz da ondan!
Demokrasi aşağı, demokrasi yukarı…
Herkesin ağzında bir demokrasi lafı, geveleyip duruyor. Peki, demokrasi regülâtörü düzenekler gerçekten Türkiye’de çalışmıyor mu?
Çalışacak, çalıştırmasını bilsek pekâlâ çalışacak…
Demokrasinin taa eski yunandan gelmiş, çağlar boyunca süzülerek olgunlaşmış ilkeleri vardır…
Günümüzde genellikle temsili demokrasi ile yönetilen devletlerde halk, haklın gücünün bilincine varmış, demokrasi olgusunu olabildiğince yaşamaktadır. Oy verdiğinden zamanı geldiğinde hesap sormasını bilir. Seçilen halktan çekinir, bilir ki halk hesap soracaktır. Halk unutkan değildir, unutsa da unutmayanlar yeri geldiğinde hatırlatmalarda bulunur. Örneğin Türkiye’de çoğulcu demokrasi anlayışı yerini çoğunlukçu demokrasiye bıraktığından beri “daha çok demokrasi” tartışılır oldu. İyide be güzel kardeşim sen daha “sınırlı, kör – topal” demokrasiyle ne yapacağını, neler yapılabileceğini bilmezken…
Daha çok demokrasiyi ne yapacaksın?
Diyelim ki daha da çok demokratik özürlüğe kavuştun. Özgürlüğün sorumlulukla el ele gittiğinin bilincinde misin peki?
Özgürlük sorumluluk getirir. Sorumluluk özgürlük…
İşte tam burada kıyas kabul etmez toplumsal farklılıklar göze çarpıyor. Batı toplumlarında nispi bir özgürlük / sorumluluk dengesi söz konusuyken, doğuya doğru gittikçe bu denge bozulmaktadır!*
Demokrasilerde haklın doğrudan katılımı esastır. Dört, beş senede bir sandığa giderek oy vermek değildir katılım. Ya da yine gündemde olan referandum mekanizması da değildir. Katılım, hayatın her alanında ve her saniyesinde toplumsal yaşama iştirak etmek demektir. Tepkilerini bireysel veya kitlesel eylemlerle göstermektir. Yani uzun lafın kısası, halk siyasetçinin çerçevesini çizmesini bilmelidir! Bildiğinde dürüst olmayan siyasetçi, yanlış işler yapan veya istenmeyen siyasetçide kendiliğinden elenir gider. Bu siyasal kültür yerleşmediği sürece biz daha çok tartışırız.
Bu bağlamda buradan TEKEL isçilerine desteğimi de dile getirmek isterim.
*Dikkatinizi çekerim Avrupa’nın batısından doğusuna gittikçede bu böyledir. Türkiye’yi batı olarak kabul edin ve sırasıyla Ortadoğu ülkelerini de bir düşünün.
Önder Gürbüz
http://www.gurbuz.net